Dr. Öğr. Üyesi Yasin Ramazan BAŞARAN | Analitik Felsefe Okumaları II

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor Projesi

2021-2022 Bahar Dönemi

4. ve Yüksek Lisans Sınıf Grubu

Ders Raporu

 

Analitik Felsefe Okumaları

Tarih: 23.05.2022 
Ders: Analitik Felsefe Okumaları
Hoca: Dr. Öğr. Üyesi Yasin Ramazan BAŞARAN
Dersin Sorumlusu: Cüneyt YAŞAR
İşleniş: Yüz yüze ve Online
Dersin İçeriği:

Birinci Oturum:

Analitik felsefe nedir? Felsefeden ayıran özellikleri nedir? 

İfadeler ve yargılar üzerinden anlamlandırma faaliyetidir. Allah kadirdir dediğimizde o ifadeyi anlamamız lazımdır. Masa güçlü değildir dediğimizde neyi kastediyoruz? Bu iki ifade neyi anlatıyor ikisindeki güç ifadesi bunları anlamaya çalışırız. Analitik felsefesinin konusu da dindir.

Önceki derste bahsettiğimiz inançların rasyonelliği üzerine konuşuluyor.

Kendi bakış açımızı başkalarının bakış açısıyla geliştirebiliyoruz. Bu minvalde analitik felsefeye eleştirilerden birisi de post-metafizikçi, post-yapısalcıların sorusu; başkalarının perspektifini ne kadar duysak da kendi bakış açımız kadarını anlayabiliyoruz. Bu durumda da rasyonellik diye bir şey kalmış olmuyor. Konuşurken aynı şeyleri düşündüğümüzü farz ederek konuşuyoruz. Bu durumda rasyonellik kişinin çevresiyle olan uyumunu ifade ediyor. Rasyonellik diye bir şey yoktur uyum vardır. Mesela ya gelenekçi hocalara uyacaksın ya da yenilikçi hocalara uyacaksın, ikisine de uymamak diye bir şey yok. Rasyonellik kılıfına uydurmaktır bu kısımda. Yani rasyonellik Foucault’un deyimiyle güç ilişkilerini ifade eder. Rasyonalite dediğimiz şey tamamen çözülüyor. Şehirli-köylü, kadın-erkek, cinsiyet gibi sınıflandırmalar rasyonalize edilmiş tahakküm mekanizmalarıdır. Mesela insanlık dediğimiz şey de bir tahakkümdür. Sizin ilişkilerinizin, kurduğunuz ağın gücüyle ilgilidir bu sınırların çizilmesi. Bunun gittiği yer epistemik nihilizmdir. Hiçbir şey hiçbir şey değildir. Kendinizi aklayabildiğiniz ölçüde haklı, aklayamadığınız düzeyde haksızsınızdır. Her şey içinde bulunduğu diskurla alakalıdır. Mesela insan eti yemeyi seven birisi de yine aynı şekilde bunu rasyonelleştirebilmektedir. Bu yaklaşım ahlaki hedonizm ve epistemik nihilizme götürüyor ve ciddi bunalımlar, kişilik sorunları ortaya çıkabiliyor. 

Peki din bu yaklaşımdan nasıl bir pay alıyor? Post-yapısalcı veya post-modern bir tutum takınsanız siz ne düşünürdünüz?

“İnançların çeşitliliği arasında bir ortak payda yakalayamıyoruz. Bu da işleri çözülemez bir hale getiriyor” söylemi üzerinden konuya yoğunlaşıyor hoca. Teori ile pratik arasında bir çözülmezlik var o nerden kaynaklanıyor?

Mesela butik bir tarikat var. Bu insanlar arasında duygusal, maddi, düşünsel vs. ihtiyaçlarını karşılıyor ve bir beraberlik ortaya çıkarıyor. Buranın başındaki şeyh güçlü, otoriter bir pozisyona gelmiş oluyor. Bu onların pratiklerini doğrulamak için yeter mi? Dinle ilgili geldiğimiz noktada bu inançların kendi doğruluklarını görebilmek için başka bir din veya düşünce ile karşılaşmaları ve onlar üzerinden kendilerini değerlendirmeleri gerekir.  

  • Sineklerin Tanrısı kitabının bahsi geçiyor. 

Başka bir inançla karşılaşıldığınd bazı soru işaretleri oluşuyor. Kişi işte bu noktada rasyonel olmaya ihtiyaç duyuyor. Farklı olanla karşılaşıp farklı olduğumuzu fark ettiğimizde bu ihtiyaç ortaya çıkıyor. Enise İtiraz ediyor: Post-modern bir çağda yaşıyoruz ve etrafımızdaki inançlara karışmamaya ve o da doğru ben de doğruyum demeye başlıyoruz sonucunda herkese hak vermeye başlıyoruz.

Hoca cevap veriyor: Çünkü bu bizim rasyonel olmadığımızdan kaynaklanıyor. Fark etmeniz lazım. Bir konfor alanınız var oraya rahatsız edici bir şey geliyor. Bu rahatsızlığı mevcut olan bir şeye oturtmaya çalışırsak bu durumda konfor alanımızı terk etmiş olmuyoruz. Bu durumda her şey kabul edilebilir hale gelir. Benimki en doğru ama onunki de ona doğru geliyor demeye başlarız. Rasyonel olmak iddianın değil kişinin tavrının ya da inancının özelliğidir.

  • Cesur yeni dünya (kesin, hemen okuyun diyor)

Farklılıklarla karşılaşınca çatıştırıp çatıştırmamak ya da var olana oturtmak bizim tercihimiz. 

(20 dk. ara)

İkinci Oturum:

Az okuyorsunuz sitemi ve ne okuyorsunuz siz kısmı

Farklılıklarla karşılaşmak sadece farklılıklarla karşılaşmak mıdır? Mesela dinler arası diyalogcular farklı inançlardan adamlar bir araya gelip hepimiz ibadet edelim saygı ve hoşgörü içerisinde dağılalım diyerek hepimiz aynı tanrıya inanıyoruz anlayışı oluşturmaya çalışıyorlardı. Aynı tanrıya niye farklı inanıyorduk bunu kimse sormadı mesela. Bu farklılıkları görmeden bir diyalog kurmaya çalışıyorlardı. Bu çatışma olmadığı için kişiyi konfor alanında tutan bir şey. Asıl problem bunun bir doktrin olmasıdır. Bu sizi belirli bir konfor alanında tutuyor ve dışardan gelecek şeylere karşı sizi bağışıklı hale getiriyor. Nasıl davranacağınızı size söylüyor. 

Soru geliyor: Bu anlayış, gidilen yer aynı, gittiğimiz yollar farklı anlayışından mı oluşuyor? 

Cevap: O da olabilir ama esas doğruluk anlayışının bizden bağımsız nesnede olduğuna dair bir inançtan oluşuyor. Mesela kuran hakikattir. Ben kurana inanıyorsam nasıl inanırsam inanıyım hakikattir. Nasıl inanırsam inanıyım hakikattir. Doğruluk nesnenin benimle olan ilişkisine değil de nesnenin kendisine atfedildiği için benim rasyonelliğim söz konusu olmaz. Benim rasyonelliğim sorgulanmaz.

Gerçeklikle ilgili birtakım tanımlama ulaşmak için kavramları netleştirmemiz gerekir. Tanrı inancındaki söylemlerimiz çelişkili olmamalı, tanım gereği olmamalı.

Din felsefesi yapmak, bilim felsefesi yapmak gibi değildir. Bilim felsefesi nötr varsayılır ama öyle değildir. Din felsefesinde bir metin okuduğunuzda mesela ahiret inancı ile ilgili bir metin okuduğunuzda inancınız bundan etkilenir. Nötr kalamazsınız. Karşılıklı bir etkileşim içerisine girersiniz. Din felsefesinin yapısı bu. Çünkü o yapıyla ilgili bir öncesinde bir inancımız oluyor. Dinler ve tanrı inancı hipotez ya da teori değildir. Bilim felsefesinde tecrübeyi karşı tarafa gösterebiliyorsunuz, aynı deneyi tekrarlayabiliyorsunuz, bu yolla ispat edebiliyorsunuz. Din konusu söz konusu olduğunda bu deneyin tekrarlanabilirliğinden bahsetmiyoruz. Burası metafizik alan ve buranın rasyonalite şartları birbirinden farklı. Zemini farklı. Hipotez yok diye öznel olduğunu söylemiyoruz. Kierkegaard mesela öznel olduğunu savunuyor. Sonuçta bilimsellikte bir düşünce türü. Gündelik hayatımızı bilimsellikle yaşamıyoruz. Kimse hipotez kurmaz. Dinde metafizik alanla ilgileniyoruz. Metafizik olmayan dini iddialar da var ama o sosyoloji, psikoloji gibi daha bilim felsefesi yapılabilecek alanların konusu. Konumuz dini iddiaların rasyonel bir şekilde kabul edilip edilmeyeceğiyse rasyonellik şartlarını analitik biçimde ortaya koymamız gerekiyor. Nedir dini din yapan şey ki biz ordaki gerçekliği rasyonel olarak test edebilelim. Eğer deneyle ortaya koyulabilecek bir şeyse dinin rasyonelliği orada hiçbir rasyonellik yoktur. Böyle inanan insanlar fideist olarak isimlendirilirler. Akıl başka alanların konusudur biz inanalım bu başka bir yetidir derler. Böylece rasyonalite bilimselliğe indirgenmiş oluyor. Ahlak söz konusu olduğunda başka bir alana geçildiğini herkes kabul eder. Küçük kız çocuğunun öldürülmesi ölçülemez.

Sahabenin neden inandığı bilimsel çıkarımlardır ama nasıl öğrendiklerini bilim açıklamaz. Orda koyduğumuz rasyonellik kriteri psikolojik sebeplerdir. Bu Hz. Peygamber’in getirdiği şeyin vahiy olup olmamasından farklı bir şeydir. Ona alternatif değildir. Çünkü değerlendirme kriteri farklıdır.

Baştaki post-yapısalcıların eleştirisi gibi rasyonalizasyon bir kılıfına uydurma işlemi mi? Ekonominin kötü olması daha iyi olacağına bir işarettir gibi bir gerekçelendirme rasyonel midir? Ya da Almanya’nın bizi kıskanıyor olması rasyonel bir ekonomi kriteri midir? Burada bir rasyonel çaba güdülüyor olabilir ama bu kendimizi rahatlatma seansı da olabilir. Hegel’in sıkıntısı onun rasyonellik kriterinin belli olmamasıdır hiçbir zaman.

Ön Okuma Metni:
  • Anthony Flew ve Basil Mitchell (Din Felsefesi Seçme Metinler)
Bahsi Geçen Eserler:
  • William Golding – Sineklerin Tanrısı 
  • Dostoyevski – Karamazov Kardeşler 
  • Aldous Huxley – Cesur Yeni Dünya

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top