Anadolu İlahiyat Akademisi
Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor Projesi
2021-2022 Bahar Dönemi
1. Sınıf Grubu
Ders Raporu
Temel İslam Bilimlerine Giriş
| Tarih ve Saat | 14/05/2022 Cumartesi 10:00 |
| Ders | Temel İslam Bilimlerine Giriş |
| Hoca | Dr. Öğr. Üyesi Hadi Ensar Ceylan |
| Konu | Tefsir ve Hadis |
| Ders Katılımı | 10 öğrenci |
|
Dersin Özeti |
Derste fıkıh hadis karşılaştırmalı olarak öğrencilerle fikir alışverişi yapılarak başlandı. Hanefî’ye göre İslamî ilimler, vahyi anlamaya ve onu teoriye, ilme, yönteme ya da bir programa dönüştürme çabalarıdır. Doğal olarak onlar kendine ait şartları ve ilişkileri bulunan kadim medeniyetin sahip olduğu realiteden neşet etmişlerdir. Söz konusu realite, her disiplinin yapısını, mahiyetini, yöntemlerini, sonuçlarını ve dilini belirlemiştir. Bu anlamda ilimler, tarihin bir anında mutlak bir şekilde teşekkül ederek ilelebet değişmeden sabit kalacak değillerdir. Aksine onlar vahyi, mevcut kültürel ortam çerçevesinde ifade etmeye çalışan izafî disiplinlerdir.
Bu doğrultuda Hanefî, kelâm ilmini de, belirli bir konjonktürde, devrin kültürel seviyesinin yapısına bağlı ve (toplumsal) alanda ortaya çıkmış, gelişmiş ve bizâtihi tarihsel bir aşamada olgunlaşmış tarihsel bir ilim olarak kabul eder. Ona göre, kelâm ilminin, ortaya çıkış ve gelişmesinde dini naslara dayanmış olması onun, konusu, metodolojisi veya yapısı hatta sonuçları bakımından mutlak bir ilim olduğu anlamına gelmez. Çünkü dini naslar – esbâb-ı nuzül örneğinde olduğu gibi- toplumsal koşullarda ortaya çıkmış olup zamana, toplumun gereksinimlerinin farklılaşmasına ve beşeri kapasitesin çeşitlenmesine göre bir gelişim seyri izlemiştir. Kelâm ilmi, dinî nassa dair salt aklî bir teori elde etmeye yönelik ilk etkinlik olup diğer medeniyetlerle en ufak bir etkileşim söz konusu olmaksızın tamamen dâhilî bir gayretle gerçekleşmiştir. Kelamcının görevi nassı bir anlama, ayeti de bir düşünceye dönüştürmek olmuştur. Bu misyonları nedeniyle kelâm alimleri günümüzün içişleri bakanlarına benzerler. Görevleri, siyasî coğrafyanın içerisinde ortaya çıkan yanlış itikatlara karşı yeni doğmuş kültür ve medeniyetin dâhilî nizamını ve teorik tutarlılığını korumaktır. Teşekkül aşamasında tehdit oluşturan şüphelere karşı koymak için ortaya çıkan kelâm ilminin muhteva ve metodunu tarihsel ve toplumsal koşullar tayin etmektedir. Kelâmcıların ortaya koyduğu akâid esasları, yapısal anlamda, çağdaşı bulunduğu din ve inanç akımlarına karşı diyalektik hesaplaşma bağlamında belirlenip formüle edilmişlerdir. Söz konusu bağlam ile bu bağlamı oluşturan koşul ve gereksinimlerin değişmesi zorunlu olarak kelâm ilminde muhteva ve metot yenilenmesine gidilmesini gerektirmektedir. Kelâmcıların bu yenilenme ihtiyacını göz ardı ederek tarihin aşamalarından birini ilk ve son aşama olarak belirlemesi, halefin görevini de selefi şerh etmek olarak tayin etmesi Hanefî’ye göre tarihi bir hatadır. Hanefî’ye göre gelenek, hakim medeniyet dahilinde geçmişten bize ulaştırılanların tamamıdır. Ancak bu tanımdan hareketle geleneğin, geçmişten bize tevarüs eden ve devasa hacme ulaşan eserlerden ibaret olduğu anlaşılmamalıdır. O aynı zamanda söz konusu eserleri oluşturan unsurlardan birisi olan o dönemin temel realitesini de ihtiva eder. Çünkü geleneğin realiteden bağımsız bir varlığı yoktur. Gelenek, belli bir asrın anlayışını, belli bir neslin oluşumunu ve tarihi gelişimin içinde bulunduğu evreyi de ifade eder. Bu durumda geleneği, her kuşağın kendi ihtiyaçları doğrultusunda ortaya koyduğu yorumların toplamı olarak kabul etmek mümkündür. |
| Derste Bahsi Geçen Kitaplar | – |
| Ön Okuma Metinleri | İslami İlimlere Giriş (Tefsir ve Hadis Bölümü), Hasan Hanefi |
| İleri Okuma metinleri | Husserl, Kesin Bilim Olarak Felsefe. |



