Anadolu İlahiyat Akademisi
Geleceğin Akademisyenlerini Arıyoruz Projesi
2022-2023 Bahar Dönemi
1. Sınıf Grubu
Ders Raporu
İslami İlimler ve Sosyal Bilimlerde Temel Kavramlar ve Anlaşılma Biçimleri
| Tarih: | 06.05.2023 |
| Ders Başlığı: | Mantık İlminin Temel Kavramları ve Anlaşılma Biçimleri |
| Hoca: | Dr. Öğr. Üyesi Muhammet ÇELİK |
| İşleniş: | Yüz Yüze ve Online |
| Dersin İçeriği: | Mantık ilk insanla başlamıştır. Mantığın yeri insanın zihnidir. Mantık ilminin başlangıcı Aristoteles ile olmuştur. Çünkü ilk sistematik mantık metinlerini yazan Aristoteles’tir; bu ilmi Sofistlere karşı tevil etmiştir. Bugün disiplin olarak mantık dediğimiz şey Aristoteles’te analitik ismiyle ifade ediliyor. Mantık düşüncelerimizi tahlil etmek için oluşturulmuştur bu yüzden de analitik olarak adlandırılmıştır.
Mantığın en temel konusu kavramdır. Kavram, bizim düşüncelerimizin yapı taşıdır. Biz eğer aslına uygun/gerçek manada düşünmek istiyorsak kavramlarımızın net bir biçimde açık seçik olması gerekir. Mantığın ikinci temel konusu tanım/açıklamalardır. Üçüncü temel konu yargılardır. Kavramlarla teori inşa edemeyiz; kavramlar teorilerin yapı taşıdır ama teoriyi yargılar sayesinde inşa ederiz. Yargıyla açıklamayı birbirinden ayıran şey; açıklama kavramla doğrudan örtüşür, bir doğrulama ilişkisine ihtiyaç duymaz. Açıklama, tanım türlerinin tümüne verilen isimdir. Her tanım bir açıklamadır, her açıklama aynı derecede bir tanım değildir. O nedenle tanımlara itirazlar gelebilir, tanımınızın doğru veya yanlış olması söz konusu olmaz. Tanımın mantıksal açıdan geçerli ya da geçersiz olduğundan bahsedilebilir. Yargılarla tanımlar arasında farklar vardır. Yargılar, kavramsal düzeyde zihinsel formlar değildir. Teori aynı zamanda metafizik demektir. Metafizik doğrudan olguyla örtüştüremediğimiz iddialardır. “Tanrı vardır” önermesi bir yargıdır. O yüzden biz bu yargıyı doğrulamamız veya yanlışlamamız gerekir. Tanrı kavramını anlamamak bir şeydir, Tanrı vardır önermesini doğrulamamak başka bir şeydir. Tanımlamalarımız/açıklamalarımızla, yargılarımız arasında fark vardır. Yargı, argümanla doğrulanır. Argüman oluşturabilmek içinde öncelikle tutarlı olmak gerekir. Argümanın ilk şartı geçerli olmasıdır. Bir yargı yanlış önermelerle tutarlı bir şekilde ispat edilir. Bizim teorik iddialarımız mümkün iddialardır. Argümanlarımızda mümkün argümanlardır. Tutarlılık sayesinde bir ikna edilebilirlik kazanmış oluyoruz. Mantık niçin vardır? Öncelikle iddiamızı açık ve seçik olarak muhatabımıza iletmek veya kendimizin açık ve seçik olarak onu kavramışını sağlamak, iddialarımızı gerekçelendirmek (rasyonel ve tutarlı olarak onlar hakkında gerekçeler sunmak). Mantık ilminin İbn-i Mukaffa ile olmuştur (730). İlk mantık eserlerini Farsçadan Arapçaya çevirmiştir. Mantık, bizim literatürümüze çok erken dönemde girmiştir. Müslümanlar ilk yüzyıldan itibaren mantık işine atılarak kendi geleneklerini oluşturmuş insanlardır. Neden? Çünkü Müslümanlar, Müslüman olmayanları ikna etmek zorundadır. İkna için tutarlı olmak gerekiyor. Ve kendi geleneklerini oluşturmuşlardır (ilmü’l hilaf- ilmü’l cedel-ilmü’l nazar). Farabi “muallim sani”dir (ikinci mantıkçı anlamında); muallim, mantıkçı demektir. İbn-i Sina, Gazali, Fahreddin er-Razi, Nasirüddin Tusi, Kâtibi mantık ilminde önemli isimlerdendir. Bizim ilahiyata dair iddialarımız zorunlu iddialar değildir. Bunlar kendinden apaçık iddialar değildir. Mantık, ikna için elzemdir. Sosyal bilimciler/ilahiyatçılar ikna etmek için vardır, dikte etmek için değil. İkna için tutarlı olmak gerekir. İlahiyat bilimi mantığı diyalektik metotla kullanır. Çünkü bizim kullandığımız yargılarımız mümkün yargılardır, her daim bu yargılara itiraz gelebilir. Beş tane mantık uygulama alanı vardır: Burhan (zorunlu önermelerin açıklaması için geliştirilen akıl yürütme yollarıdır), Cedel, Retorik (Hitabet), Şiir, Safsata. Neden retorik seçildi? Bağdadi’nin ifadesiyle bizim önermelerimiz, yargılarımız araştırmaya muhtaçtır, karşı tarafı ikna için doğrulanması gerekir. Müslümanlar kendi yargılarının mümkün yargılar olduklarını bildikleri ve her zaman delile ihtiyaç duyulduğunu bildikleri için diyalektik metodu seçmişlerdir. Diyalektik, iyi nedenler sunarak karşımızdakini ikna etme sanatıdır. Muhataba karşı iyi nedenler getirerek onu ikna etmek gerekir. Diyalektik karşılıklı bir süreçtir. Argüman getirmek tek başına yeterli değildir. “İyi niyet prensibi” retorik yapılırken göz ardı edilmemelidir. Retorik, iyi nedenler sunmaksızın muhatabı ikna etme girişimine denir. Safsatalar argüman olarak kabul edilir. Safsata tutarlıdır, retorikse sözün gücünü kullanır. Diyalektikte birebir olunmalıdır ve ekoller arasında olmalıdır. İlahiyat biliminde, bilimsel konularda retorik yapamayız. Bilimsel ve felsefi konularda retorik yapılmaz. Her ilahiyatçı, sosyal bilimci bir mantıkçıdır çünkü mantık bizim için en temel metottur o metottan uzak kalarak felsefe yapılmaz. Bilimde ve felsefedeki en önemli şey aktarılabilirliktir. Yargılarımız aktarılabilir çünkü onlar bize ait değillerdir. Doğru iddialarınız varsa her zaman sorgulanırsınız. Diyalektikte aslolan iddia sahibidir; fer olan, karşısında soru sorandır. Özdeşlik, çelişmezlik, yeter-sebep ilkesi, üçüncü şıkkın imkansızlığı mantıkta değişmezlerdir. Mantık sadece bir alet bilimi değildir. Sonuç olarak mantık her yönüyle bir ilahiyatçı için gereklidir. |
| Derste Bahsi Geçen Kitaplar: | İbn-i Sina- Kitabu’ş-Şifa
Gazali- el- Müstasfa |
