Özgeçmiş
Tuncer Namlı
1959 yılında Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinin Kirsinkavağı köyünde doğdu. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden 1985 yılında mezun oldu. Aynı fakültede İslam Hukuku alanında Yüksek Lisans eğitimi alan Namlı, Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun danışmanlığında “Tanzimat ve Sonrası Dönem Kanunlaştırma Tartışmaları” başlıklı teziyle ilk çalışmasını yaptı (Kayseri, 1988). Çeşitli nedenlerle akademik camiadan uzak düşse de araştırmacı kimliği yakasını bırakmadı. 1986 yılında Alanya’da başlayan çok sevdiği öğretmenlik hayatını on yıl sonra istifa ederek 1995 yılında Yozgat Çayıralan’da noktaladı. Aynı yıl Fecr Yayınevi’nin kültürel araştırmalar biriminde çalışmaya başladı ve uzun süre yayın editörlüğü yaptı. Fecre Doğru dergisinde yazı hayatına başlayan Namlı, 2001 yılında Ahlakî Kavramlarda Anlam Arayışı I adlı ilk kitabını yayınladı. Arkadaşlarının talebi üzerine sekiz yıl süren bu meal çalışmasına başlayınca bazı çalışmalarına ara verdi. 14 Temmuz 2011’de Fecr Yayınevi’ndeki görevinden ayrılarak Anadolu İlahiyat Akademisi’nin kurucu Müdürü olarak görev aldı. Halen bu görevine ek olarak araştırmalarını sürdürmektedir.
Kitaplar:
- Ahlakî Kavramlarda Anlam Arayışı I, Fecr Yayınları, 2001
- Kur’an Aydınlığı “Kronolojik Kur’an Meali”, Fecr Yayınları, 2015
Tuncer Namlı’nın Geleceğin Akademisyenlerini Arıyoruz Projesindeki Programları:
- 2020-2021 eğitim yılı sömestr dönemi; “Kur’an’a Çağdaş Yaklaşımlar”
- 2021-2022 eğitim yılı güz dönemi; “İslam Hukuku Felsefesine Giden Yol”
- 2022 yaz kampı; “İslam Düşüncesini Normatif Anlama”
- 2022-2023 eğitim yılı bahar dönemi; “Kur’an’ın Temel Kavramları ve Anlaşılma Biçimleri”
- 2023-2024 eğitim yılı; “Kur’an’da İnanç Esasları”, “İbadetlerde Allah Tasavvuru”
Anadolu İlahiyat Akademisi
Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor Projesi
2023-2024 Eğitim Yılı
Lisans 2. Sınıflar
Ders Raporu
İnanç Esasları ve İbadetler Grubu
| Tarih: | 7 Ekim 2023 Cumartesi, 11.00 |
| Ders: | Kur’an’da İnanç Esasları |
| Hoca: | Tuncer Namlı |
| İşleniş: | Yüz yüze 9, Online 12 |
| Özet: | Moderatör Sahra Dora, Tuncer Namlı’yı takdim ettikten sonra derse başlandı. Ders tek oturumda işlendi. Ön okuma metni okunmuş varsayıldığı için üzerinde durulmadı. Kur’an ayetleri üzerinden örneklerle konu bütünlüğüne uygun açıklamalar yapıldı. – İslami ilimler Kur’an’dan büyük oranda kopmuştur. Müslümanlar da Kur’an’ı bazen çok parçacı bazen son derece hayali bazen de son derece materyalist bir çerçevede okumuştur. – Kur’an masa başında yazılmış bir kitap değildir. 23 yıl içerisinde peyderpey indirilmiştir. Sorulara ve bir diyaloğa, aynı zamanda önceliklere ve sonralıklara sahip olan bir kitaptır. – Kur’an çelişkisiz bir kitap olduğu iddiasını, onda çelişkiler bulunmadığı ile delillendirir. İçeriğindeki ahenk ve bütünlük de bu iddianın bir başka delilidir. – Kur’an evrensel olmakla birlikte yerel ve tikel sorunlara dair de çözümler sunmuştur. Bu sebeple ilahi olduğu kadar, insanidir. – Kur’an’da millet tanımı, dinin yaşayan boyutunu görünür hale getirmektir. Farabi de millet kelimesini bu bağlamda kullanmıştır. Bu sebeple, insan tarafından anlaşılmış ve yaşanmış olan dine millet denir. – Kur’an’da mucize kelimesi geçmez. Âlimler sonradan mucize tanımına olağanüstü ayetler anlamını vermişlerdir. Hâlbuki Kur’an’a göre her şey mucizedir. Ayetler, yarattığı evren, işleyiş de buna dâhildir. Kur’an’a göre gördüğünüz ne varsa her şey anlamlıdır ve anlamı olan her şey ayettir. – Kur’an’ın evrensel dünya görüşü, çok boyutlu gerçeklik tasavvurudur. Gerçekçi bir kitap olan Kur’an, dini hayat kadar gerçek, hayatı din kadar yaşanabilir kabul eder ve bunu bir bütün olarak ele alır. – Ayetlerin çok boyutlu anlamlarını gözetmek, Kur’an ile tanışıklığımız ile doğru orantılıdır. Eğer ayetlerin tek anlamlarına bakarsak Kur’an’ın söylem dilini anlayamayız. – İnsan aklı, mantıksal terazisiyle doğru ve yanlışı; vicdan terazisiyle de iyi ve kötüyü tartar. Akıl, insanın düşünsel yetkinliklerinin tümüdür. Dolayısıyla kalp ile beyin ortak çalışarak aklı bir bütün olarak oluştururlar. Bu sebeple Kur’an’ göre her şey makul olmak, yani insan aklına uygun olmak zorundadır. Akıl her insanda ortaktır ve fıtridir. Kur’an bir hatırlatmadır yani zikirdir. Bir ıslah projesidir. Kur’an insanı fabrika ayarlarına döndürmek için gelen kitapların sonuncusur. Kur’an, Allah ile insan arasında yapılan son kitap sözleşmesidir. Önceki gelenlere bu sebeple ahit der kendisine de ahit der. – Nefs ise, beden ve ruhun birlikteliği üzerinden insanın kendisidir. – Kur’an’da icma kelimesi geçmez. İcma kelimesi yerine örf kelimesi kullanılır. Örf insanlığın ortak doğruları demektir. Kur’an örfü emreder. Ma’ruf örf kelimesinin bir başka formudur. Zıttı münkerdir ve insanlığın ortak yanlışları demektir. Allah insanların ortak doğrularına değer verir ve bunu delil kabul eder. – Kutsal kitaplar toplumun, yani kolektif aklın bozulduğu dönemlerde gelmiştir. Çünkü kolektif akıl, insanlığın ortak aklıdır. – Allah yaratma ve yönetme kanunlarını, toplumların tarihi gerçeklikleri (kıssalar) ile ve de tabii (doğal) gerçeklikleri kullanarak açıklar. – Metafizik de fizik kadar bir gerçekliktir. Çünkü fiziğin bilgisi de metafiziktir. Soyut kavramın varlığı ve zihne girmesi metafiziğin varlığının kanıtıdır. – Sağlam ibadet sağlam inanç üzerine oturtulursa anlamı ve sürekliliği oluşur. Sağlam ibadet boyutuna gelmeyen inanç ise insanı hep kuşku içinde bırakır. – Namazın Kur’an’da bu kadar çok vurgulanması, tevhidin önemini vurgulamak içindir. Namaz bir ibadet olarak, yaşayan imanın göstergesidir ve iletişimin sürekliliğinin vurgusu için önemlidir. – Namazın niçin kılınması gerektiğini en iyi anlatan kitap Kur’an’dır. Ders içeriğe uygun olarak işlendi. Dersten sonra öğrenciler Tuncer Namlı ile ders hakkında geri dönütlerini paylaştılar. Sohbet esnasında kitap önerileri yapıldı. |
| Ön Okuma Metni: |
|
| Bahsi Geçen Eserler: |
|




