1 Eylül sabahı Anadolu İlahiyat Akademisi önünden hareket ettik.
Birinci gün (1 Eylül): Öğle vakti Söğüt’e vardık. Burada Ertuğrul Gazi türbesini ziyaret ettik ve Türk sofrasında öğle yemeği yedik. Ardından Bilecik’e doğru yola çıkarak burada bulunan Şeyh Edebalı türbesini, türbenin içindeki Osmanlı Padişahları Tarihi Şeridini, Orhan Gazi Camiini ve Bala Hatun türbesini gezdik. Buradan İznik’e geçerek Yedinci İznik konsilinin yapıldığı düşünülen ve Orhan Gazi’nin fethinden sonra camiye çevrilen Ayasofya’yı gezme fırsatı yakaladık. Akşam 8’e kadar serbest zaman verilen İznik’te bazı arkadaşlarımız gölde gün batımına eşlik ederken bazıları da bölgede bulunan çini, seramik dükkanlarını gezdiler. İlk gün, Bursa’ya doğru yola çıkmamızın ve yurtlarımıza yerleşmemizin ardından sona erdi.
İkinci gün (2 Eylül): Sabah saatlerinde yurtlardan hareket ederek Bursa’nın merkezine geldik. İlk durağımız güzel manzarasıyla Bursa’yı tepeden gören Tophane’ydi. Burada buluştuğumuz rehberimiz Süleyman Bey gün boyu bize eşlik ederek Bursa’nın tarihini ve gezdiğimiz yerleri bizlere anlattı. Bu bölgede ilk olarak eskiden gümüş kubbeli bir manastırda yer alan ama 1855’teki depremle yıkılıp yerine yenisi yapılan Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerini gezdik. Burada ilk dönem Osmanlı askeri kıyafetlerini giyen askerlerin saat başı nöbet değişimini de izleme fırsatı bulduk. Aynı zamanda II. Abdülhamit döneminde yapılan saat kulesini, yine 1855’te yıkılan Osmanlı’nın ilk saraylarından Bey Sarayı’nın kalıntılarını, bahçedeki manolya ve çınar ağaçlarını, isimsiz mezarını da görme fırsatı yakaladık. Tophane’nin ardından Haraççıoğlu Medresesinin sosyal tesislerinde soluklandık. Kısa bir molanın ardından Celvetiyye tarikatının piri kabul edilen Üftade’nin türbesini ziyaret ettik. Buradan Bursa Ulu Camii’nin bulunduğu bölgeye doğru yürüyüşe geçtik. Bu bölgede bazı arkadaşlarımız öğle namazına kadar hanları gezerek alışveriş yaptı. Öğle namazından sonra rehberimiz bize Ulu Camii’nin içindeki hatların ve tabloların hikayelerini anlattı. Ulu Camii’den sonra öğle yemeği için Bursa’nın yerel lezzetlerinden cantık yemeye gittik. Yemekten sonra Bursa Panorama müzesine yürüdük. Burada hem müzede yer alan eserleri hem de Bursa kuşatmasının panoramik bir illüstrasyonunu izleme fırsatı yakaladık. Burayı gezdikten sonra Bursa Yeşil Camii’ne ve Mehmet Çelebi’nin kabrinin bulunduğu Yeşil Türbeye uğradık. Burada otantik çinilerle bezenmiş duvarları, mihrabı ve kubbeleri gözlemledik. Ardından Yıldırım Beyazıt’ın damadı ve Bursa’nın meşhur sufilerinden Emir Sultan’ın türbesini ziyaret ettik. Bugünün son durağı olarak Muradiye Külliyesi’nde bulunan ve çoğunlukla Osmanlı’daki şehzadelerin ve Sultan eşlerinin kabirlerinin bulunduğu türbeleri gezdik. Dileyen arkadaşlarımızla yerel lezzetlerden bir diğeri olan tahinli pide yedik. Ardından yurtlara dönüş vaktine kadar serbest zaman vererek günü tamamlamış olduk.
Üçüncü gün (3 Eylül): Bugün ilk durağımız, Uludağ’ın eteklerinde bulunan ve Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanındaki Feride karakterinin yaşadığı yer olmasıyla ünlenen Zeyniler Köyüydü. Hem köyü gezdik hem de romandaki Feride karakteri ile ikinci nesilden akraba olan bölge eşrafından köy hakkında bilgiler edindik. Aynı zamanda buradaki köy kooperatifinde manzarayı izlerken bir şeyler yeme-içme fırsatı yakaladık. Dinlendikten sonra köyün yanındaki seyir terasından Bursa manzarasını izledik. Gezinin en yorucu ama eğlenceli kısımlarından biri de terasın bulunduğu bölgeden Uludağ’a çıkan teleferiğe doğanın içinden yokuş aşağı yürümek oldu. Öğle vakitlerinde ulaştığımız teleferikten mükemmel bir manzara eşliğinde Uludağ’daki Sarı Alan bölgesine çıktık. Öğle yemeğini burada yedikten sonra bölgeyi keşfe başladık. Mevlid kandilinin olduğu bu günde Uludağ’da geçirdiğimiz birkaç saatten sonra tekrar Ulu Camii’nin olduğu bölgeye dönerek yurt dönüşlerine kadar serbest zaman verdik.
Dördüncü gün (4-5 Eylül): Son gün yurtlardan eşyalarımızla birlikte çıkış yaptık. İlk durağımız Uluabat gölünün bitişiğinde kurulan Gölyazı Köyüydü. Burada, Gölyazı Aziz Panteleimon Kilisesini ve 752 yaşında bulunan ağlayan çınarı gezdik. Etrafı leyleklerin bulunduğu gölle çevrili küçük bir yarımada şeklindeki Gölyazı’da bazı arkadaşlarımız yerel lezzetleri tadarlarken bazıları da yarımadanın etrafında bisiklete binmenin keyfini çıkardı. Gölyazı’dan sonra aynı göle komşu küçük bir bahçe-çiftlik-kafe gibi dizayn edilen Leylek Köy Göl Evini gezdik. Burada da bir müddet durduktan sonra öğle yemeği için merkez bölgelerde bulunan yerel bir lokantada iskender yedik. Yemekten sonra Mudanya’ya doğru yola çıktık. İkindi vakitlerinde bulunduğumuz ve serbest zaman verdiğimiz Mudanya’da bazı arkadaşlarımız tarihi yerleri ziyaret etme, sahili ve sahildeki kitap fuarını gezme, fuarın içinde kurulan dev ekrandan Türkiye-Japonya kadınlar voleybol maçını izleme fırsatı elde etti. Otobüs hareket saati olan 23.00’e kadar Mudanya’nın tadını çıkaran arkadaşlarımızla o gece Ankara’ya doğru dönüş yoluna geçerek gezimizi tamamlamış olduk.









































