Prof. Dr. Asım YAPICI | Roman Okumaları: Saatleri Ayarlama Enstitüsü

[sablon_gorsel]

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor Projesi

2022 Yaz Kampı

4. Sınıf ve YL Grubu

Ders Raporu

   
Tarih: 23 Temmuz 2022
Ders Başlığı: Roman Okumaları: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Hoca: Prof. Dr. Asım YAPICI (Sunum yapan asistan: Rezzan KARATAY)
İşleniş: Yüz yüze 13, online 53 kişi
Dersin İçeriği:  Ders üç oturum şeklinde işlendi.Öncelikle girift bir roman oluşuna vurgu yaparak insanla bu yönden benzerliğinden bahseden Asım Yapıcı, kanaatine göre Türk Edebiyatının en zirve kurguya sahip romanı olduğunu ifade ettikten sonra öğrencilerden kitabı özetlenmesini istedi.  Daha önce bu kitabın sosyolojik yönlerine genelde vurgu yapıldığını ancak ciddi anlamda psikolojik gözlemleri, tahlilleri de içerdiğinden bahsetti. Online ve yüzyüze öğrencilerimizden birer kişi kitaba dair birkaç hususa değindiler ardından hocamız, bir metni incelerken hangi hususlar bakımından hareket edilebileceğinden bahsetti:
  1. Doğrudan yazardan hareket edilebiliriz
  2. Eserden; kurgusundan kahramanlarından hareket edilebiliriz.
  3. Eserin ortaya çıktığı tarihsel sosyo-kültürel bağlamdan h. e. Eser nasıl bir ortamda doğmuştur?
  4. Kendimizden hareket edebiliriz? “Ben ne anlıyorum”dan yola çıkabiliriz
Bugün merkezdeki analizimiz eser olacak; diğer unsurlar ışığında eser üzerinden gideceğiz.  Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabı üzerinde seminer hazırlamış olan Rezzan Karatay kitabın yazıldığı dönemi tanıttıktan sonra eseri yorumlamadan slaytı eşliğinde özetledi. Kitabın yarısı Hayri İrdal karakterinin aile yapısı, çocukluğu ve zihin, duygu dünyasını geliştiren unsurlardan bahsedilmektedir. Muvakkit Nuri Efendi, Seyit Lütfullah Efendi, Abdüsselam Efendi, Eczacı Aristidiye Efendi ve Ferhat Bey gibi isimlerle mesailerine değinilmektedir diğer yarısı da Enstitünün kurulması işletilmesi ve hayatının diğer evrelerinden bahsedip kitabın yazılış gayesini oluşturan Halit Ayarcı’nın trafik kazası geçirmesiyle sonlanır.  Kitapta genel olarak karakterler bir kere bahsedilip geçilmiyor, sıklıkla atıflar yapılıyor.  Her ne kadar “bu hayatın yazmak için değil, iyi kötü yaşamak için bahşedildiğini düşünenlerdenim” dese de Hayri İrdal, Ayarcı’nın da teşvikiyle Şeyh Ahmet Zamani Hazretleri diye hayali bir karakter kurgulayıp geçmişte yaşadığını iddia ederek tarihsel olarak IV. Murad ile anı zamana yerleştiriyor. Dünya çapında Enstitünün meşhur olmasını sağlayan bu kişinin bahsinin geçtiği yerlerde Müslüman kültüründen unsurlar görmek mümkün.  Kitapta ana karakterimizin hayatında derin etkisi olan kişilerin isimlerine baktığımızda; dedesinin Takribi lakabı, Şeyh Ahmet Zamanî, Muvakkit Nuri Efendi, Halit Ayarcı karakterlerinden toplumsal değişimleri sosyolojik analizler yapabilmeyi mümkün kılmaktadır. İsinlere yansıdığı haline göre son vaziyette ‘ayarcı’ vasfı hâlidi -kalıcı- olacaktır. Zira romanlarda karakterler kadar verilen isimler de önemlidir. Bir insanı güçlüyken farklı değerlendirmek zayıfken farklı değerlendirmesi, köpek ile sahibi birbirine benzemesi; mal sahibine benzer gibi anlayışlardan hareketle, kıyafetlerle insanların da üzerinde etkisinin yansıması vurgulandı ki insan yaşadığı şehre dahi benzemesi ceza dahi ödeyecek olsa insan merak ettiği zaman neler yapabileceği; ilk işlenen günahla, ilerleyen zamanlarda işlenen günahın hissettirdikleri gibi temalara değinildi. (Edip Cansever, Mendilimde Kan Sesleri Şiiri) Hürriyet vurgusu üzerinde duruldu. “Bir gelir bir gider. Nereden gelir, nasıl gider; kendi mi gelir biz mi göndeririz?… Bu kadar güzelse neden sarılmadık sımsıkı?… II.Abdulhamit döneminden Meşrutiyetin ilanıyla bağlantılı olarak devrin ruhu anlaşılmaya çalışıldı. “Politikadaki hürriyet bir yığın hürriyetsizliğin anahtarı ve ardına kadar açık duran kapısının anahtarıdır. Ben bu kadar zıddıyla meydana gelen ve zıtlarının ardından kaybolan nesne görmedim. Kısa ömrümde yedi sekiz defa memlekete geldiğini işittim bir kere dahi kimsenin bana gittiğini söylemediği halde gitmişti. O geldi diye bir davul ve zurnalarla sevincimizden sokaklara çıktık” diye anlatılırken yoksunluklarına geçiliyor “Aynı zamanda arkadaşlarımın çoğu gibi mektebe lalalarla uşaklarla gitmedim. Bununla birlikte mesuttum, bütün bu şeylerin yokluğuna karşı hayatı ve sokağı kazanmıştım.” Burada lüks yaşamın bazı hallerinin, aşırı nizamın her zaman bize bireysel anlamda özgürlüğü sağlamadığı üzerinde duruldu. Bugün sokağımız olmadığı için iyi bir sosyalleşme de sosyal aktarım da yaşayamıyoruz. (Frank Furedi, Paronayak Anne-Babalık (İz yy))                                                      …  İkinci oturumun başında Muvakkit Nuri Efendi’nin Hayri İrdal’ın yetişmesindeki hikmetli erdemli yönü temsil ederken Halit Ayarcı daha ziyade aydın yönünü temsil ettiğini üzerinden sosyolojik açılımlar yapıldı. Hayri İrdal’ın “zavallı babam” ifadesinden Freud’un  sembolleştirmesi üzerinden babayla olan sorunun kişinin Tanrıyla ve diğer sosyal yaşamı idame konusunda otoriteyle sorunlara dahi sebep olması tesbitinden bahsedildi.   Doktor Ramiz’in batıda Viyana’da eğitim alması, hakkındaki imaj ve rağbeti arttırması (Bkz. Sezai Karakoç, Masal Şiiri), kendince literatürde olmayan bir psikanaliz tedavisi (rüya gördürtme) uyguladığına değinilerek alanda kendisini otorite görüp Batı’da olan her şeyi salt doğru kabul etme eğiliminde yereli yeren bir karakteri incelendi.  Kutsallıkla ilgili şeyler sirayet edicidir ve herkeste vardır; kişi bunu ya geleneksel olanla karşılar -Abdüsselam Efendi gibi- ya da spritüel olarak -İspirtizma Cemiyeti- karşılar.  Maskeleme, kişinin içinde çevrenin ortalaması (Philippe Ariés, Batılının Ölüm Karşısında Tavırları) kendini aldatma Zor zamanlarda Mehdilik iddiaları ortaya çıkmasından hareketle toplumsal ve bireysel çöküşle birlikte kurtuluş fikri vardı. Savaşların derin tahribatlar oluşturduğu gibi cesurlar için fırsatlar doğurması bununla birlikte içinden gelinmeyen sınıf geçişlerine sebep olan durumlar, sonradan görme figürleri üzerinden dinde sonradan görme üzerinde de duruldu.(Ali Köse, Üç Yusuf Bir İslam) Sosyo-ekonomik statü, insanın sınırlarını belirler. Zor durumlarda insanlar kolay kazanma yoluna gider; kurtuluş vaadeden davetçilerin peşine giderler tıpkı    Ad vermek, şahsiyet vermektir.(Allah Adem’e isimlendirme yeteneğini vermiştir ) Miras yenir biter ve  kavga başlar. Yaşlı insanı  değişiminin zor olduğu, ölüm korkusu ölümün kurtuluş oluş Sorunlarla karşılaşıldığında olumsuz başa çıkma,  Kaçma ve kaçınma davranışlarının farkları Hayri İrdal karakteri üzerinden anlatıldı. Vicdanın sesi, süper ego olarak kodlandı; evliya inadı, gavurun maşallahı olmaz, harbe girmeden mağlup olanlar, nazariyat bilmeden sanatçı olunması, yeni olanın salt iyi kabul edilmesi (bu asırda kadın kıskanılmaz gibi benzetmeler) giden ile dönenin aynı olmadığı, saplantılardan kurtulmanın hürlüğü, aldanma, kültürel dindarlık temalarına değinildi ve interaktif şekilde romanın tamamı kronolojik olarak kritik edildi. Katılımcılardan biri içinde bulunduğumuz zamanı çok iyi öngörebildiğini söyleyince Yapıcı “Politikacılar içlerinde bulundukları toplumun 50 yıl gerisinde, romancılar da 50 yıl önündedir” dedi ve kapanış bölümüne geçildi.  “Romanın etkisi sonrasında da zihnimizde devam ettirilebildiğinde romanın ruhu anlaşılmış olur. Bu roman, İsmet Özel’in şiirlerine benzer; tek mısra atlayınca sistem çöker bu sebeple uyanık okumak gereklidir.”
  Ön Okuma Metni:
  • Saatleri Ayarlama Enstitüsü – Ahmet Hamdi TANPINAR

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top